herşey MSNden sonra
bir başka messenger blogu

Haziran, 2007için arşiv

Cep Telefonu ve Baş Ağrısı

Kategori: Kategorilenmemiş  Yazar: admin | Haziran 22nd, 2007

Varsayılan Cep telefonu baş ağrısına yol açmıyor


Cep telefonu baş ağrısına yol açmıyor
Norveçte yapılan araştırmaya göre cep telefonunundan yayılan radyasyonun baş ağrısına yol açmadığı tespit edildi

15 ile 30 dk arasında telefon konuşması yaptığında kısa süreli ya düzenli olarak baş ağrısı çektiğini söyleyen 17 kişinin üzerinde bir çalışma yapıldı. Denekler ikiye ayrıldı. 30 dakika süren deney boyunca hangi grubun telefonun yaydığı elektromanyetik dalgalara maruz bırakıldığını bilmeyen deneklerden, sadece yüzde 50’si gerçek elektromanyetik dalgalardan etkilendiği halde her iki gruptaki deneklerin yüzde 68′i baş ağrısı hissettiğini söyledi. Uzmanlar, araştırmanın cep telefonuna bağlı şikâyetlerin olumsuz beklentiyle ilgili olduğunu belirtti.

Wallpaper … Duvar Kağıtları

Kategori: Kategorilenmemiş  Yazar: admin | Haziran 21st, 2007

Игровые обои Игровые обои Игровые обои Игровые обои Игровые обои

Игровые обои Игровые обои Игровые обои Игровые обои Игровые обои

Игровые обои Игровые обои Игровые обои Игровые обои Игровые обои

Игровые обои Игровые обои Игровые обои Игровые обои

Horozla KöpeK

Kategori: Kategorilenmemiş  Yazar: admin | Haziran 21st, 2007

Exclamation Horozla KÖpeĞİn KonuŞmasi


Kurtların, kuşların dilinden anlayan Hazret-i Süleyman aleyhisselama gelen bir adam yalvarır:

- Ne olur ey Allah’ın nebisi bana da hayvanların dilini öğret de ben de konuştuklarından anlayayım. Süleyman aleyhisselam izin vermez:

- Olmaz, der. Sen onların konuştuklarını dinlersen sabredemezsin. Arkasındaki hikmetleri düşünemezsin.

Ne var ki adam ısrar eder. Süleyman aleyhisselam da adama hayvanların dilini öğretir. Sevinçle evine gelen adam çöplükteki köpekle horozun konuşmalarını dinlemeye başlar. Bir ara köpekten şu sözleri duyar. Yanındaki horoza diyor ki:

- Horoz kardeş, sen arpayla da buğdayla karnını doyurabilirsin. Biraz ötedeki taneleri yesen de ekmek kırıntılarını bana bıraksan olmaz mı, benim karnım çok açtır. Horoz şu cevabı verir:

- Sabret köpek kardeş, yarın buraya ağanın ölen eşeğini getirip bırakacaklar, bolca et yer, karnını iyice doyurursun. Bunu duyan ağa hemen koşar ahırdaki eşeği alıp pazarda satar. Kendi kendine söylenerek döner:

- İyi ki hayvanların dilini öğrendim, yoksa eşek elimde ölecekti.

Ertesi gün yine kulak kabartır çöplükteki seslere. Köpek sitem etmektedir horoza:

- Hani ağanın eşeği ölecekti de ben de bolca et yiyecektim ya? Horoz cevap verir:

- Ağanın eşeği öldü ölmesine de, satın alan zavallının elinde öldü. Ağa açıkgözlülük edip eşeği sattı. Ama üzülme, bu sefer ağanın atı ölecek. Buraya getirip bırakacaklar, bolca et yer karnını doyurursun. Ağa yine hızla kalkar, ahıra gidip atı alarak pazara götürüp satar. Dönerken de yine söylenir:

- İyi ki hayvanların dilini öğrendim, yoksa at da elimde ölecekti. Gelip yine merakla kulak misafiri olur. Bu sefer köpek daha yüksek sesle sitem ediyor:

- Horoz kardeş, beni yine aldattın. Hani ağanın atı ölecekti ya?

- Ağanın atı öldü ölmesine de, sattığı zavallının elinde öldü. Üzülme der, bu sefer daha büyük bir ziyafete konacağız hep birlikte. Köpek inanmaz.

- Hadi hadi beni yine aldatıyorsun. Horoz kesin cevap verir:

- Hayır, aldatma falan yok. Durum kesin. Çünkü der, bu sefer ağanın kendisi ölecek, malına gelecek olan bu defa kendi canına gelecek. Arkasından yemekler yapılıp etler pişirilecek, artanını da bizlere dökecekler, ye yiyebildiğin kadar. Ağa bunu duyunca şaşırır, sağa sola koşuşturmaya başlar, yok mu beni satın alacak biri, diye söylenir. Derken gece hastalanan ağa sabaha çıkmaz ölür. Arkasından yapılan yemek, pişirilen etlerden artanlar çöplüğe dökülür, uzun zaman hayvanlar ziyafete konmuş olurlar. Bu sırada horoz söylenir:

- İnsanlar, keşke canıma gelecek olan malıma gelsin, diyebilselerdi de hileye başvurmasalardı. Bunda da bir hayır vardır, diye düşünselerdi. Bunu diyemiyorlar maalesef. Sonra da mallarına gelen canlarına geliyor; ama pişmanlık fayda vermiyor…

İkizler

Kategori: Kategorilenmemiş  Yazar: admin | Haziran 20th, 2007

Varsayılan Çocuk hangi ikizden


ABD’nin Missouri eyaletinde tek yumurta ikizleri Raymon ve Richard Miller’ın bir tanesinin 3 yaşında bir kızı var. Ancak bebeğin babası kim, amcası kim belli değil.

Birbirlerine bir su damlası kadar benzeyen Raymon ve Richard Miller, aynı gün bir kaç saat arayla Holly Marie adlı kadınla birlikte oldu.
Genç kadın hamile olduğunu öğrendiğinde önce Raymon’a baba olacağını söyledi. Ancak daha sonra Richard’ın da baba olabileceği aklına geldi.
Mahkemelik olan ikiz kardeşler DNA testi yaptırmaya karar verdi. Ancak bu da bebeğin babasını kim olduğunu belirlemekte işe yaramadı. Test sonuçlarına göre her ikiz kardeşin aynı oranda yani %99.9 baba olma ihtimali var.
Hakimlerin de bir çözüm yolu bulamadığı davada Raymon’ın bebeğin yasal babası olduğu sonucuna bağlandığında ise itiraz gecikmedi ve dava Yüksek Mahkeme’ye intikal etti.
Davanın hakimini de çıkmaza sokan durum karşısında yapacak tek şey kaldı. O da Raymon ve Richard’ın mimiklerinden ve alışkanlıklarından yola çıkarak yani eski yöntemlerle bebeğin yasal babasının kim olduğuna karar vermek.

Hayalet Videoları

Kategori: Kategorilenmemiş  Yazar: admin | Haziran 20th, 2007

http://www.izleport.com/izle/korku__gerilim/evde_hayalet_ariyor/8066.html

Adam evde hayalet arıyor !!

Kasapta Sünnet YuH !!

Kategori: Kategorilenmemiş  Yazar: admin | Haziran 20th, 2007

5 Kasapta sünnet


Sakarya’nın Geyve İlçesi’nde, belediyenin her yıl geleneksel olarak düzenlediği sünnet şöleninde bu yıl yatak kalmadığı gerekçesiyle bazı çocukların bir kasap dükkanında sünnet ettirildiği öne sürüldü.

Bu yılki sünnet havanın sıcak olması nedeniyle kapalı pazar yerinde yapıldı. Yataklar yetersiz kalınca 50 çocuktan 12’si, yandaki Gazi İş Merkezi’ndeki henüz faaliyete başlamayan Uysal Kasabı’na götürüldü. Çocuklar, dükkandaki masaya yatırılarak sünnet edildi. Geyve Belediyesi Başkanı MHP’li Mehmet Kır olayda bir ihmal olmadığını belirterek, “Kasapta kesim olayı iftiradır” diye konuştu. Olayla ilgili Geyve Kaymakamlığı soruşturma başlatırken, sünnetle ilgili haberlerin internet sitelerinde yayımlanmaya başlamasından sonra dükkan belediye ekiplerince apar topar boşaltıldı.

Bu Yazıyı Okuma !!!

Kategori: Kategorilenmemiş  Yazar: admin | Haziran 20th, 2007

1 Bu yazıyı okumak kesinlikle yasaktır..!!


Aslında sana bunu okumaman gerektiğini taa başlığı yazarken söyledim ama beni dinlemiyorsun bak… hala devam ediyorsun okumaya, galiba birşeyler öğrenebileceğini sanıyorsun fakat HAVANI alırsın. Çünkü bu yazıda işine yarar bir şey yok.Tekrar tekrar etmeme rağmen hala okuyorsun!

Büyük ihtimalle sorunlu bir insan olmalısın sen, insanların okumaması için bir yazı var burada ve sen buna aldırmadan okuyorsun. Bu işten ne zevk aldığını sorabilir miyim sana? Çok Merak ediyorum,
başka işin yok mu senin?İlla küfür mü edim.
Okuma bu yazıyı . Bak hala okuyor, Allahım ya. Vakit varken şunu okumayı bırak işine gücüne bak. Burada hayatını değiştirecek bişey mi arıyorsun? Okumaya devam ederek beni sinirlendirdiğinin farkında mısın? Okumasana yaw.

Yok yok sen adam olmazsın. Hiç aile terbiyesi almamış ki. İnsana bi kere laf söylenir …Okuma dediysek okuma işte Tabi sallayan kim? Bu yazıda hiçbi şey yok vakit kaybı valla benden söylemesi . Yeter yaw okuma işte. İşine gücüne git. Başka bloglara, sitelere git gez dolaş hayatını yaşa ya.. Üff sıkıldım ha.. Ne bekliyorsun hala bu anlamsız yazıdan? Mesaj vermemi mi bekliyorsun?

İyi hadi kazandın… Artık sıkıldım çünkü…. İşte mesajın:
“Sigara sağlığa zararlıdır…”
Umarım başın göğe ermiştir.

Yasaklar her zaman ilgi çeker ve kısıtlanmış alanlara serbestçe girip özgürce davranmak daima zevklidir.

Yaaaa…Öylemiymiş…

Baykuş

Kategori: Kategorilenmemiş  Yazar: admin | Haziran 20th, 2007

Varsayılan BaykuŞlardakİ Mucİze


BAYKUŞLAR

Baykuş, tüm kuşlar içinde en sessiz uçuşu gerçekleştirir. Bu, Allah’ın baykuşa avına sessizce yaklaşabilmesi için verdiği bir üstünlüktür. Baykuş, süzülerek alçaldığında ayakları bir uçağın tekerlekleri gibi aşağıya doğru uzanır ve sessizce avını yakalayıp etkisiz hale getirir. Baykuşun sessizce uçabilmesinin sırrı kanatlarındaki özel tasarımdır.

Baykuşların Sessiz Uçuşu Teknolojiye Model!
Trenin belli bir hıza ulaşana kadar çıkardığı sesin nedeni, tekerleklerin raylar üzerindeki hareketidir. Ancak hızı 200 km/s olduğunda sesin asıl kaynağı, trenin hava içindeki hareketiyle ortaya çıkan aerodinamik gürültüdür.
Aerodinamik gürültünün oluşmasındaki bir numaralı etken ise tepedeki tellerden elektrik almak için kullanılan pantograflar veya akım toplayıcılardır. Normalde kullanılan dikdörtgen şekilli pantograflarla gürültünün azalmayacağını fark eden mühendisler, araştırmalarını hızlı ama sessiz hareket eden canlılar üzerinde yoğunlaştırmışlardır.
Japon araştırmacılar canlılar üzerindeki çalışmaları sonucunda fark etmişlerdir ki tüm kuşlar içinde en sessiz uçuşu baykuş gerçekleştirir.
Baykuş, avını yakalayabilmek için, avının yerini saptar saptamaz, en sessiz şekilde onun üzerine atılmalıdır. Ama kuşların çoğu uçarken bir ses çıkarırlar. Örneğin havada uçan bir kuğunun kanat hışırtısı çok uzaklardan duyulabilir. Birçok büyük kuşun kanatları da uçarken ses çıkarır. Gürültülü kanatlarsa, bir gece avcısı için avının olası bir saldırıyı fark etmesine yol açacağı için açık bir dezavantajdır.
Öyle ki bir baykuş avının üzerine atıldığında, avlanan canlı hiçbir ses algılayamaz. Bir hayalet uçak gibi fark edilmeden uçabilen baykuşun sırrı kanatlarındaki tüylerdedir. Tüylerin kenarında bir testeredeki gibi dizilmiş düzenli dişler bulunur. Baykuş kanat çırptıkça hava bunların arasından süzülerek gürültü engellenmiş olur.
Baykuşun ses sorununu uygun şekilde çözdüğünü fark eden Japon mühendisler baykuşu örnek alan yeni parçalar tasarladılar. Üretilen bu yeni parçanın gövde kısmına baykuş tüyünü taklit eden dişler yerleştirildi. Yapılan denemeler başarılı oldu: Rahatsız edici ses tamamen ortadan kaldırılmıştı.
Baykuşların düşük sesle uçmasının ardındaki sebeplerden bir tanesi, kanatlarındaki kıvrımlardır. Baykuşların kanatlarında diğer kuşlarda bulunmayan pürüzlü tüyler vardır. Bunlar gözle bile görülebilirler. “Aerodinamik ses” ise hava akımında oluşan girdaplardan kaynaklanır. Girdaplar büyüdükçe ses de artar. Baykuşun kanadında çok sayıda pürüzlü çıkıntı olduğundan, büyük girdaplar yerine küçük girdaplar oluşur ve baykuş son derece sessiz bir uçuş gerçekleştirir.
Japon mühendis ve tasarımcılar, bir baykuşu rüzgar tünelinde teste tabi tuttuklarında, bu kuşun kanat yapısındaki mükemmelliği bir kez daha görmüşlerdir. Sonunda trenin üzerindeki gürültüyü, baykuşun sahip olduğu düzensiz tüy prensibine benzeyen kanat şeklinde pantograflar kullanarak etkin biçimde azaltmayı başarmışlardır. Bu sayede Japonların doğadan esinlenerek taklit ettikleri pantograf benzeri sistem, “işini en sessiz olarak yapan” ünvanını almaya hak kazanmıştır.

Baykuşların Soğuktan Koruyan ve Düşmanlarını Caydıran Tüyleri
Gece avının bir diğer zorluğu hava sıcaklığının düşmesidir. Allah baykuşlara bu zorluğa karşı da bir farklı bir özellik vermiştir. Vücut yapılarını incelediğimizde diğer yırtıcı kuşlar içinde en kalın tüylere sahip olanların baykuşlar olduğunu görürüz. Örneğin resimde görülen ve karlı bölgelerde yaşayan bu baykuş türünün özellikle bacaklarının ve ayaklarının üzerinde son derece kalın tüyler vardır. Allah’ın onları donattığı bu özel tasarım sayesinde baykuşlar soğuktan etkili bir şekilde korunmuş olur.
John Hendrickson, Raptors, Birds of Prey, s. 11
Sahte Gözler
Tüyleri baykuşu yalnızca soğuktan korumakla kalmaz, tüylerinin üzerindeki desenler bazı türlerin düşmanlarından kamufle olmasını sağlar. Örneğin, göz benzeri benekleri olan baykuşun (Glaucidium perlatum) başının arkasında belirgin gözleri bulunan taklit bir yüz bulunur. Allah’ın baykuşta özel olarak yarattığı bu taklit yüz, arkadan gelen düşmanları caydırıp uzaklaştırmak içindir.
Prof. Peter JB Slater,The Encyclopedia of Animal Behaviour, s.62
Yavru Baykuşun Düşmanlarını Caydırıcılığı
Yavru bir baykuş korkutulduğunda, dışa açılan kanatlarını ve kafasındaki tüylerini çok iri gözükene kadar kabartarak korkutucu bir görünüm alır. Bir yandan da davetsiz misafirlere büyük gözlerini ardına kadar açarak bakar. Bu sayede yavru baykuşun yüzü çok daha büyük bir hayvanın yüzü gibi görünür.
Jill Bailey, Mimicry and Camouflage, s.44

Baykuşun Hassas Radarları: Kulaklar
Baykuşların işitme sistemi pek çok canlıya göre oldukça üstündür. Kulakları gözlerinin arkasında, kafanın yanlarında bulunur. Bir baykuşun duyum eşiği insanınkinden farklı değildir. Ama baykuşlar belli frekanslardaki seslere daha duyarlı olduklarından yaprakların veya çalıların altındaki avlarının çıkardıkları en ufak sesleri bile duyarlar.
Peçeli baykuş veya Tengmalm (Boreal) baykuşu gibi bazı türlerin, kulaklarından biri diğerinden daha yukarıdadır. Bu türlerin, sesleri kulak deliklerine yönlendiren bir nevi radar çanağı görevi gören yüz yuvarlakları vardır. Bu yuvarlağın şekli özel yüz kasları kullanılarak isteğe göre değiştirilebilir. Ayrıca baykuşun gagası ses dalgalarının üzerine toplandığı alanın artması için aşağı doğrudur.
Bir baykuş, bu son derece hassas kulakları; yaprak, yeşillik hatta kar altındaki avının hareketlerini dinleyip yerini tespit etmede kullanır.
Baykuş avının yerini saptamak için, 2 tip işitsel sinyal kullanıyor: biri geçici bir bilgi sağlıyor, diğeri sesin şiddetindeki değişimi algılamasına yarıyor. Sağ yanında hareket eden bir farenin ayak sesi ilk etapta sağ kulak tarafından algılanıyor, sonra sol kulak tarafından. Sağ ve sol kulağın algılama süresi arasındaki zaman farkı saniyeden çok daha küçük bir birimle ancak ifade edilebilir. Bu iki sinyal baykuşun beynindeki özel nöronlara aktarılıyor. Aynı anda, kulakları sağ ve sol arasındaki bu mikro zamanı tespit ediyor ve aynı nöronlara yollanıyor. ABD’li 2 araştırmacıya göre beyinde 2 boyutlu ses haritası oluşmasını sağlayan en önemli etken bu 2 tip sinyalin birleşimidir. Tüm bu özellikleri ile yaratılış harikası olan baykuş, üzerinde düşünülmesi gereken bir varlıktır.
Baykuş avının yerini duyduğu sesin sol ve sağ kulak tarafından algılanma zamanları arasındaki farktan tespit eder. Örneğin eğer ses baykuşun sol tarafından geliyorsa, o zaman sol kulak bunu sağ kulaktan önce duyacaktır. Kafasını çeviren baykuş, sesi her iki kulağıyla aynı anda duyduğunda avının tam karşısında olduğunu anlar. Baykuşlar sol/sağ zaman farkını 0.00003 saniye farkla teşhis edebilirler.
Bir baykuş asimetrik ve aynı olmayan kulak deliklerini kullanarak sesin aşağıdan mı yoksa yukarıdan mı geldiğini de anlayabilir. Sola, sağa, yukarı, aşağı işaretlerin çevirisi anında baykuşun beyninde birleştirilir ve ses kaynağının bulunduğu yerin zihinsel görüntüsü oluşur. Baykuşun beyni ile ilgili yapılan çalışmalarda, işitmeyle ilgili olan bölümünün diğer kuşlarınkinden çok daha karmaşık olduğu ortaya çıkmıştır. Bir peçeli baykuşun beyninin bu bölgesinde en az 95.000 nöron (sinir hücresi) olduğu saptanmıştır. Bu, karganın aynı iş için kullandığı sinir sayısının tam üç katıdır.
David Attenborough, The Life of Birds, s.100
Baykuş avının yerini saptamak için, 2 tip işitsel sinyal kullanıyor: biri geçici bir bilgi sağlıyor, diğeri sesin şiddetindeki değişimi algılamasına yarıyor. Sağ yanında hareket eden bir farenin ayak sesi ilk etapta sağ kulak tarafından algılanıyor, sonra sol kulak tarafından. Sağ ve sol kulağın algılama süresi arasındaki zaman farkı saniyeden çok daha küçük bir birimle ancak ifade edilebilir. Bu iki sinyal baykuşun beynindeki özel nöronlara aktarılıyor. Aynı anda, kulakları sağ ve sol arasındaki bu mikro zamanı tespit ediyor ve aynı nöronlara yollanıyor. ABD’li 2 araştırmacıya göre beyinde 2 boyutlu ses haritası oluşmasını sağlayan en önemli etken bu 2 tip sinyalin birleşimidir. Tüm bu özellikleri ile yaratılış harikası olan baykuş, üzerinde düşünülmesi gereken bir varlıktır.

Baykuşun Gözlerindeki Tasarım ve Görme Fizyolojileri
Kuşlarda en gelişmiş duyular görme ve işitmedir. Avcı kuşlarda daha ziyade görme duyusu güçlüdür. Gece avlananlarda ise işitme duyusu daha hassastır. Kuşların çoğunda gözler çoğunlukla kafanın iki yanındadır. Bu tasarım sayesinde geniş bir görüş açısı kazanır.
Gece avlanan yırtıcı kuşların gözlerinin kafalarının ön kısmında olması ise yine kusursuz bir tasarımdır; çünkü bu kuşlar geniş görüş açısından çok, “binoküler” olarak adlandırılan, dar ama daha net görüntü açısına ihtiyaç duymaktadır. (İnsanlar da aynı görüntü açısına sahiptir.)
Güvercin Baykuş
Başının her iki yanında bulunan gözler, güvercine çok geniş bir görüş alanı sağlamaktadır. (turuncu ve sarı alanlar). Baykuşun gözleri başının önünde bulunur. Bu tasarım, kuşa çok verimli ve net bir “binoküler” görüş kazandırır (sarı alan). Bu tasarım doğal olarak geniş bir kör bölge oluşturmaktadır, ancak bu, kuşa hiçbir dezavantaj vermez. Çünkü başını yaklaşık 270 derece çevirebilmekte ve istediği anda kolaylıkla arkasına dönüp bakabilmektedir. Baykuşların üstün özelliklerinden bir diğeri de gözleridir. Başın ön tarafına yerleştirilmiş olan gözler oldukça büyüktür. Bazı türlerde vücut ağırlığının yüzde beşini gözler oluşturur. Bu oldukça büyük bir orandır. Eğer bizim için de böyle bir oran geçerli olsaydı gözlerimizin büyüklüğünün iri bir greyfurt kadar olması gerekirdi. Baykuşun gözlerinin böyle büyük olarak tasarlanmasının sebebi özellikle az ışıklı durumlarda verimliliğini arttırmaktır. Büyük gözler daha çok görüntü hücresi içerir. Bu da daha iyi görüntü demektir. Avcı bir kuşun gözünde bir milyondan fazla görüntü hücresi bulunur.
İnsan gözünün aksine kuş gözü göz yuvalarına sabit oturmuştur. Gözün şekli de küre değil uzatılmış bir tüp gibidir. Bunlar kafatasındaki Sclerotic halkalar adı verilen kemiksi yapılar tarafından yerlerinde tutulurlar. Bu nedenle gözlerini oynatamazlar yani sadece doğrudan önlerine bakabilirler!
Ancak bu kesinlikle bir eksiklik değildir. Baykuştaki kusursuz tasarım boyunlarının büyük dönüş kapasitesi ile tamamlanmıştır. Kuşun uzun ve esnek boynu tüyler arasına saklandığından hiç yokmuş gibi görünür. Bir baykuşun boynunda 14 tane omur vardır ki, bu, insandaki omur sayısının tam iki katı kadardır. İşte bu tasarım baykuşun kafasını tam 270 derece döndürebilmesini sağlar. Bu sayede baykuşların görüş açıları da oldukça genişler. Böylece baykuş, kafasını dairenin dörtte üçü kadar çevirerek tüm çevresini hızlı bir şekilde görebilir.
Baykuş 270 dereceye hakimken insanın kafasını hareket ettirerek elde ettiği en yüksek görüş açısı 180 derece, yani bir dairenin yarısı kadardır. Normal bakıldığında ise yaklaşık 150 derecedir.
(Jillyn Smith, Sense and Sensebilities, Wiley Science Edition, s. 70.)
Baykuşun avlanmak için kullandığı en önemli organı gözleridir. Gece insanların gördüğünden 10 kat daha net görür.
(Tony Feddon, Animal Vision, Life Nature Library Naturel Watch Series 1988, s. 103.)
Bütün kuşların gözleri başlarının yan taraflarında yer alırken baykuşların gözleri, tıpkı insanlarınki gibi öndedir. Gözlerinin öne doğru olması baykuşlara dürbün görüşü sağlar (bir nesneyi aynı anda iki gözle görmek). Hayvan dürbün görüşü sayesinde nesneleri üç boyutlu olarak görüp hatasız bir uzaklık tespiti yapabilir.
Ayrıca karanlıkta görebilmeleri için gözlerinin ışık toplama ve işleme verimi yüksek olmalıdır. Allah baykuşlara bu ihtiyaçlarına uygun olarak büyük bir kornea ve gözbebeği vermiştir. Gözbebeğinin boyutu iris (kornea ile lens arasında asılı bulunan ince zar) tarafından kontrol edilir. Gözbebeği büyüdüğünde daha fazla ışık göz merceğinden geçip retinaya düşer. Retina görüntünün üzerinde oluştuğu hassas dokudur.
Baykuşun retinasında çubuk hücresi olarak adlandırılan ve ışığa karşı oldukça duyarlı olan çok sayıda hücre bulunur. Bu hücreler ışığa ve harekete çok duyarlı olmalarına rağmen, renklere karşı o kadar hassas değildirler. Renge tepki veren hücrelere koni hücreleri denir. Baykuşlarda bu hücrelerden çok az bulunur. Bu yüzden de baykuşlar ya siyah beyaz ya da çok az renk görürler. Ancak bu, keskin işitme ve görme duyularına sahip olmaları nedeniyle bir dezavantaj oluşturmaz.
Pek çok kimse olağanüstü gece görüşleri olduğundan dolayı, baykuşların genellikle güçlü ışıkta göremediklerini zanneder. Bu doğru değildir, çünkü gözbebeklerinde doğru miktardaki ışığın retinanın üzerine düşmesini sağlayan geniş bir ayarlama özelliği vardır. Hatta bazı baykuş türleri parlak ışıkta insanlardan bile daha iyi görürler.

Parçaları Birleştiren Gözler
Kuşlar insanlardan daha hızlı görüş gücüne sahiptirler ve daha geniş bir açıyı çok daha detaylı tarayabilirler. Bir kuş, insanın parça parça görerek algıladığı birçok görüntü karesini, tek bir bakışta bir bütün olarak görebilir.
Baykuşlar ve benzeri gece kuşları diğer canlılara göre geceleri daha iyi görebilirler. Gece besin arayan kuşlar, hızla hareket eden küçük hayvanları avlarlar. Avlarını yakalamak için küçük hareketleri görmeleri gerekir. Bu kuşlar için en iyi göz, grinin tonlarını görendir. Yani dünyaları siyah-beyaz bir televizyonun görüntüsü gibidir. Bu gözlerin ortak özelliği, içlerinde yüksek sayıda çubuk (ışığı karşı hassas) hücreleri bulunmasıdır. Gözde ne kadar çubuk varsa geceleri o kadar iyi bir görüntü sağlanır.
Gece karanlıkta avlanan bir hayvanın renkleri görmeye ihtiyacı yoktur, bu yüzden gözlerindeki koni hücrelerinin sayısı azdır.
Bu yazıyı okumakta olduğunuz son bir dakika içinde, gözünüzü yaklaşık olarak 22 kere kırptınız. Bu sayede gözünüzün temizliği ve nemliliği sağlanmış oldu. Gözünüzü kırptığınız anda gözünüz saniyenin bir bölümü için vazifesini yerine getiremedi. İnsan için büyük bir önem taşımayan bir anlık bu görüntü kaybı yüzlerce metre yükseklikte, büyük bir hızla uçan bir kuş için önemli bir problem teşkil edebilirdi. Oysa, bir kuş gözünü kırparken hiçbir zaman görüntüsünde kesinti olmaz. Çünkü kuşun, göz kırpma zarı denilen üçüncü bir göz kapağı vardır. Bu zar şeffaftır ve gözün bir yanından diğer yanına doğru hareket eder. Böylelikle kuşlar gözlerini tamamiyle kapamadan gözlerini kırpabilirler. Suya dalan kuşlar için bu zar, dalgıç gözlüğü görevini görür ve göze zarar gelmesini engeller.

Iphone !! Çıkıyor !!

Kategori: Kategorilenmemiş  Yazar: admin | Haziran 20th, 2007

Varsayılan Apple’dan, iPhone’a son rötuşlar


Apple’dan, iPhone’a son rötuşlar

Apple, 29 Haziran’da piyasaya süreceği iPhone’un, 8 saatlik konuşma süresini destekleyeceğini bildirdi. Şirket, iPhone bataryasının bu konuşma süresinin yanısıra yeniden şarj edilmeye gerek duymadan, 7 saat video izleme, 6 saat internette gezinme, 24 saat müzik dinleme ve 10 gün bekleme süresini desteklediğini açıkladı.

Ürünün ilk tanıtımının yapıldığı ocak ayında, konuşma/video/internette gezinme sürelerinin 5 saat, müzik dinleme süresinin 16 saat, bekleme süresinin ise 9 gün olacağı belirtilmişti.

Ürün piyasaya çıkmadan yapılan son dakika değişikliklerinden biri de; daha önce plastik olacağı duyurulan dokunmatik ekranın, hem çizilmelere karşı daha dayanıklı, hem de daha açık görüntü elde edilmesini sağlayan mercek kalitesinde işlenmiş camdan yapılacak olması.

Dünya’nın En Pis Ülkeleri

Kategori: Kategorilenmemiş  Yazar: admin | Haziran 20th, 2007

5 Dünyanın en kirli şehirleri


UKRAYNA-ÇERNOBİL
Dünyanın en kirli ülkesi Ukrayna Çernobil’in yaralarını hala sarabilmiş değil. Çernobil’den etkilenen Türkiye’de de hala tehlike devam ediyor. Çernobildeki radyoaktif metaller kirliliğin baş sebebi. Bu metaller Nagasaki’nin 100 kat fazla. Yani Çernobil’deki radyasyon Nagazaki’nin 100 katı…

RUSYA-DZERZİNK
Rusya’nın bu kentindeki kirliliğin sebebi soğuk savaş döneminden kalma imalat kalıntıları. Kimyasal silah kalıntılarının sebeb olduğu kirlilik insanları tehdit ediyor. Dzerzink’de kişi başına 1 ton kimyasal silah kalıntısı düşüyor.

DONİMİK CUMHURİYETİ-HAİNA
Haina’da yaşanan kirliliğin sebebi bir tür çevre kirliliği. Haina’ya özel bir tür hastalığın da görüldüğü Donimik Cumhuriyeti’nde hastalığın tedavisi için dünyadan yardım istendi. Dünya sağlık örgütleri adını bile koyamadıkları bu hastalık için çalışmalarını sürdürüyor..

ZAMBİA-KABWE
Kabwe’deki kirliliğin baş sebebi kurşun. Kurşun madeninin bol oldüğü ülkede ve Kabwe’de insanlar kurşun zehirlenmesiyle karşı karşıya. Kurşun zehirlenmesinin önüne geçilmeye çalışıyor.

PERU-LO OROYA
Peru’daki Le Oraya şehri de maden kurbanı. Bilinçsizci çıkarılan yeraltı madenleri toksik emisyonların yayılmasıyla insanlar hastalanıyor. En çok etkilenenler ise çocuklar. Şu anda 35 bin çocuk hasta

ÇİN - LİNFEN
Linfen’den çıkarılan madenler Çin Hükümet’inin en büyük sorunu. Madenlerin azalmasıyla başgösteren sorun atık madenler yakılarak giderilmiş ama yakılan atıklar hastalıklara davetiye çıkarmış. Atıkların suya karışması hastalıklar getirmiş. Havadaki zararlı gazların da çokluğu Linfen’de büyük tehlike…

KIRGIZİSTAN- MAİLUU SUU
Burada devam eden uranyum işletmeciliği en büyük sorun. Uranyum işletilen yerlerin çokluğu nedeniyle bütün kent sanki bir bomba görüntüsü veriyor. Kentte 1.96 milyon metreküp radyoaktif metal var. Dünya Sağlık Örgütü bu konuya el attı ve bu kentte çalışmalar yapıyor..
RUSYA- NORLİSK
Rusya’nın bir başka kenti olan Norlisk’te Storonsium, Cesium gibi gazların çokluğu insanları tehdit ediyor. Kentin dünyanın en fazla metal işletilen yer olması büyük tehlike. Havadaki diğer zararlı gazların çokluğu bile Sağlık örgütlerin dikkatine çekti ve araştırmalar halen devim ediyor.

HİNDİSTAN - RANİPET
Hindistan’daki çevre kirliliğinin sebebi toksik çöplerin çokluğu. Kirlilik 3 milyon insanı etkileyebilecek seviyede. Yılda 1,5 milyon ton toksik çöp çıkıyor Ranipet’te. Havaya karışan zararlı gazlar ve suyun da etkilenmesi Ranipet’i tam bir hatalık şehri yapıyor.

RUSYA- RUDANYA Page RankİSTAN
Rusya’nın bu kentinde maden çalışmaları halen devam ediyor. 90 bin düfuslu Pristan’da herkesin geçim kaynağı maden ama madenden çıkan atık bilnçsizce doğaya yayıllıyor ve büyük tehlike saçıyor. Dünya Sağlık örgütü Rusya Rudanya’ya büyük önem veriyor…